45. İstanbul Film Festivali ile sinemanın kalbine kısa bir yolculuğa hazır mısınız?

 

Bazen bir film sadece izlenmez; insanın içine dokunur, geçmişini hatırlatır, eksik kalan duygularını tamamlar. İstanbul Film Festivali’nde yer alan yapımlar da tam olarak böyle bir his bırakıyor; hem kendine hem de dünyaya biraz daha yakından bakmak isteyenler için birbirinden değerli filmler, yolculuklar var.

45. İstanbul Film Festivali, 2026 yılında yeniden sinemaseverleri bir araya getiriyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen festivalin koordinatörü Kerem Ayan, basın toplantısında yarışan filmleri ve gösterime giren filmleri, zengin programı ve uluslararası seçkiyi açıkladı.

46. İstanbul Film Festivali Koordinatörü Kerem Ayan ile filmler hakkında söyleşi yaptım.

M. Haluk Yalçınkaya: İstanbul dışından, Bursa’dan festivale gelecekler için bir seçki tavsiyeniz var mı? Kısa zamanda hangi filmleri tavsiye ederiz?

Kerem Ayan: Ana yarışma, yani Altın Lale Yarışması, 12 Nisan 2026’da başlıyor. 12 Nisan’dan sonra gelip Altın Lale yarışması filmlerini seyretmelerini tavsiye ederim. O hafta sonu İstanbul’a gelip özellikle yarışma filmlerini izleyebilirler. Özellikle onlara dikkat çekerim.

M. Haluk Yalçınkaya: Hocam, sizin tavsiye ettiğiniz filmler ve etkinlikler nelerdir?

Kerem Ayan: Özellikle tavsiyem yarışma filmleri. Yarışma filmleri dışında ise açılış filmimiz var; “Üç Veda”. Onu tavsiye ederim. Isabel Coixet’in son filmi. Güzel bir komedi filmi. Bizim seyrederken en çok güldüğümüz bir Fransız filmi, tavsiye ederim. Belgesel olarak mesela Megadoc diye bir belgeselimiz var. Mike Figgis, film yönetmeni, o da geliyor. Belgesel, Francis Ford Coppola’nın “Megalopolis”i nasıl çektiğini anlatan bir film. Özellikle sinemaseverler için bulunmaz bir fırsat; çünkü Francis Ford Coppola’nın nasıl çalıştığını görüyoruz.

Klasik filmlerden hoşlananlar için ise bu sene çok güzel filmler restore edilmiş. İşte, Potemkin Zırhlısı’nın Pet Shop Boys müzikleri ile yeni restorasyonu var.

Bizim restore ettirdiğimiz Metin Erksan’ın “Acı Hayat” filmi var. Filmi yeni restore olmuş hâli ile büyük ekranda seyretmek de çok güzel olur. “Moulin Rouge” filmi çekileli tam 25 yıl olmuş; onu tekrar sinemada seyretmek çok güzel olur.

O yüzden belgesel bölümde de bayağı etkileyecek, enteresan filmler var.

M. Haluk Yalçınkaya: Festival kapsamındaki çizim film afiş sergisinden bahseder misiniz?

Kerem Ayan: Evet, 7–17 Nisan 2026’da Borusan Müzik Evi’nde olacak. 1920’den 1970’e, içinde İstanbul olan firma afişleri, yani adında İstanbul geçen illüstrasyon afişlerin sergisi olacak. Afişlerin hepsi çizim afişler; çok güzel, çok çılgın afişler yapılmış. O zamanın afişlerini tekrar orada görebilirsiniz. İçinde benim beğendiğim 4 afiş var. Herkesi İstanbul Film Festivali’ne bekleriz.

M. Haluk Yalçınkaya: Festivalde buluşmak üzere, teşekkürler.