Yön lapsi / Nightborn 

Berlin film festivalinde, Berlinale palas ‘ta film izlemenin anlamı çok büyük. Öncelik ile film festivalinde film izlemek demek o filmin seçilmiş bir eser olması demek. O filmleri sinema profesyonellerinin elinden çıkan bir konuyu anlatan ve bir oluşuma el atan film demektir.

Benim gözlemime göre, Türk sinemasının en büyük sorunlarından biri korku sineması, her ay başarısız korku filmleri yapılıyor.

Yönetmen Hanna Bergholm’in ikinci uzun metrajlı filmi, benim ilk dikkatimi çeken basit bir konudan üretilen sanatsal bir film olması.

Filmde gerilim ve korku öğeleri yoğun ama bu arada filmde gelişen olayları düşününce bazen olabilir diyebiliyorsunuz. Yani film boyunca bir kaç sahneyi çıkarırsanız aslında film sadece gerilim filmi olur. 

Tabi ki bu biraz da yönetmenin ustalığı, ülkemizde korku filmler konusunda pek başarılı değiliz, Anna. Bergholm’dan bilgi almamız lazım. 

Herkesin hayali ormanda yeşillikler içinde bir evde oturmak, Genç çiftimiz, Finlandiya ormanlarında aileden kalan bir eve taşınır. Evlerinin çevresinde orman da gezerken tutkulu bir seks yaparlar. Ormanda belirsiz bir doğa üstü güç hakimdir. 

Aslında amaçları ailelerine yeni bir birey, bebek katmaktır. Kısa bir süre sonra bebekleri dünyaya gelir. 

Annenin kucağına verilen bebek sırtından kameraya gösterilir kıllı ve antipatik bir bebek olarak görüntülenir. Annenin sevgisini ve ilgisini kazanamayan bebek, hiç bir zaman bebeğin yüzünü  göremeyiz. Önceleri anne ile bebek arasındaki anlaşmazlık büyür işin ilginç tarafı sadece anne bebeği sevmez geri kalan herkes sever. Anne ile bebek arasında garip bir dil gelişir. Baba otoritesi ile anneyi zorlar. 

Tabi arada anne ile bebek arasında anlaşmazlıktan doğan bir zıtlaşma ve kavga doğar. Anne ve bebeğin kavgaları büyür ve baba da kavgaya karışır. Tabiat ve gizemli güçler de kavgaya karışarak bebeği korurlar. 

Korku türünü destekleyen olaylar büyük gerilimler yaşatır. Bazı korku ve gerilim sahnelerinden sonra anne normal bir şekilde uyanır sanki bir şey olmamış gibi hayatlarına devam ederler. Son sahnede doğanın intikamı ve babanın ölümü ile sonuçlanır.

Harry Potter’dan tanıdığımız oyuncu Rupert Grint ve Seidi Haarla harika oyunculuklar sergilemişler 

Oyunculukları gayet başarılı diyebiliriz 

Herkes aynı hikayeyi anlatır ama ustası, aynı hikayeyi anlatınca daha çok etkileyici olur.

Aslında hikaye yeni doğan bebeklerini büyütmeye çalışan ailenin hikayesidir. 

Filmde, ne cin, ne peri vardır. Ama tam bir korku gerilim filmi olarak izleriz. 

Filmde bazı mantık hataları var ama oyunculuklar ve vfx in yerinde kullanımı ile iddialı bir film olmuş.

İskandinav ülkeleri korku filmleri konusunda başarısı tartışılmaz. İyi Seyirler.